• Ali Şenel

Dikkuyruk ve İki Göl

Bu yazımda her şeye rağmen kuyruğunu dik tutan ve hayata meydan okuyan bir ördekle, birisi çok iyi durumdayken diğeri her geçen gün kötüye giden iki gölden bahsedeceğim. Türkiye’nin iki ucunda bulunan Van’daki Erçek Gölü ve bir zamanlar Akdeniz'in en önemli sulak alanlarından olan Burdur Gölü. İki farklı göl ve bu iki gölü birbirine bağlayan ortak payda dikkuyruk.


Anadolu Kadim Doğa belgesel çekimleri sırasında uzun zamandır gitmediğim Erçek Gölü’ne yeniden gitme fırsatım oldu. Tüm ekip dikkuyrukları görüntülemek için oradaydık. Gölü 2012 yılından bu yana görmemiştim ve giderken “umarım hala iyi durumadır” diye düşünüyordum. Ama gördüklerim beni çok mutlu etti. Göl eskisine göre çok daha iyi durumdaydı ve harika görünüyordu.


Su seviyesi yükselmiş, taşkınlar sayesinde kuşlar için bol besin oluşmuş ve su eskisine oranla daha temizdi. Kafamızı nereye çevirsek farklı bir kuş türü görüyor, sayıca kalabalık sürüleri izleyebiliyorduk. Gittiğimiz mevsim üreme dönemi olduğu için birçok yavru kuş da anneleriyle birlikte huzur içinde gölde dolaşıp besleniyorlardı. Bir belgeselci için rüya gibi bir şey...


Van’a özellikle dikkuyrukları görüntülemeye geldiğimiz için vakit kaybetmeden yıllar önce dikkuyruk fotoğrafları çektiğim alana gittik. Bu alan da beni çok ama çok mutlu etti. Hatta gözlerim doldu diyebilirim. Çünkü bir zamanlar sahipsiz ve risk altındayken şimdi koruma altına alınmış ve dikkuyruk ördeklerinin üreme alanı olarak tescillenmiş. Milli Parklar’ın astığı kocaman bir tabelada “Dikkuyruk Üreme Alanı” yazıyor ve bu küçük alan ile birlikte tüm Erçek Gölü ve çevresi korunuyor.



Kuşlara yaklaşmak diğer bölgelere göre çok daha kolay olunca bölgenin sıkı korunduğunu ve burada avcılık yapılmadığını hemen anladık. Hayvanlar insandan çok fazla korkmuyordu. Tüm bunlar hepimizi hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Teşekkürler Van Doğa Koruma ve Millî Parklar Müdürlüğü… Ve tabii ki emeği geçen herkes…


Gelelim ikinci göl olan Burdur Gölü’ne… Ahh ah… Her geçen gün kocaman göl gözlerimizin önünde eriyip bitiyor.


Burdur Gölü ülkemizin 7. büyük gölüdür. Ortalama göl alanı 153 km², rakımı 842,87 metredir. Suyu deniz suyuna oranla iki kat daha tuzludur. Bu tuzluluk oranına rağmen gölde yaşamaya uyum sağlamış Burdur dişli sazancığı (Aphanius sureyanus) dünyada sadece Burdur Gölü’nde yaşıyor ve maalesef gölün yok olmasıyla birlikte nesli tehlike altına girdi. Bununla birlikte nesli küresel ölçekte tehlike altında olan dikkuyruk ördeğinin (Oxyura leucocephala) dünya popülasyonunun büyük bir bölümü kışlamak için bu gölü kullanıyor.


Kaynak: Google Haritalar

Burdur Gölü için birçok sivil toplum kuruluşu ve Burdur ilindeki bazı kamu kuruluşları önemli çalışmalar ve kampanyalar yaptılar. Kampanyaların bilinçlenme ve sorunun bireylere duyurulması bağlamında elbette faydalı olduğu söylenebilir, ancak Burdur Gölü’nün yok olmasının önüne geçecek somut bir çözüme henüz etki edemedi. Keşke edebilseydi…


Bu küçük yazı da böyle büyük bir adımın atılmasını belki sağlayamayacak ama en azından birçok kişi böyle bir sorunun varlığını öğrenecek, duyacak veya bilenler tekrar hatırlayacak. Kim bilir, belki yetkili ve etkili birilerinin kulağına veya vicdanına kadar ulaşır. Ayrıca bu benim adıma bir vefa borcu aynı zamanda… Zira Burdur benim memleketim, doğup büyüdüğüm yer.


Gölde ölçülen en yüksek su seviyesi 1970 yılında 857,54 metreyken, 1 Haziran 2021 itibarıyla 839,83 metre olarak kaydedildi. Su seviyesi 17,7 metre düştü. Aralık 1959'da 205,54 kilometrekare ölçülen gölün yüzeyi, 1 Haziran 2021 itibarıyla 123,45 kilometrekareye, 6062,48 hektometreküp olarak ölçülen hacim ise 3731,67 hektometreküpe düştü. Korkunç bir kayıp.


Burdur Gölü çevresinde ayrıca 194 farklı kuş türü ve 10 tür sürüngen yaşamını sürdürüyor. Burdur Gölü yok olursa, Burdur dişli sazancığının nesli yeryüzünden silinecek, göl ve çevresinde varlığını sürdüren tüm canlıların yaşam alanları daralacak. Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan dikkuyruk ördeği, kışın konaklama ve bahar ayında üreme için ülkemizi tercih ediyor. En yüksek popülasyonu (Dünya nüfusunun %70’i) Burdur’da bulunuyor. Burdur Gölü’nü kaybedersek dikkuyrukları da kaybederiz. Umarım bu kötü son yaşanmaz.


Erçek Gölü’nde yaşanan mucize neden Burdur Gölü’nde de olmasın? Somut adımlar ve doğru yöntemler ile Burdur Gölü ve göller yöresindeki tüm göller korunabilir. Zira Karataş Gölü ne yazık ki bu yıl tamamen kurudu. Yarışlı Gölü, Acı Göl ve daha birçoğu hızla tükeniyor. Su yoksa hayat da yok…


Yazının son kısmında bizlere mücadeleyi anlatmaya çalışan ve her şeye rağmen kuyruğunu dik tutan, dikkuyruk ördeklerinin bu yıl yaptığımız çekimlerinden bazı kareler paylaşmak istiyorum. Göller hem bizler için hem de onlar için çok değerli. Onlar olmadan insanoğlunun da bu gezegende uzun süre barınması mümkün değil.




54 views0 comments

Recent Posts

See All