• Merve Acikgoz

Sıradan bir akşam

Updated: Sep 29

Biliyorsunuz ki arazi çekimlerinin çoğu zamanında konaklama için çadırlarımızı kullanıyoruz. Sadece uzun süreli bir arazi çalışması yapıyorsak aralarda bazen otelde ya da öğretmen evinde kalıyoruz ve duş gibi ihtiyaçlarımızı giderip rahat bir yatakta yatıyoruz.


Şimdi size çalıştığımız süre boyunca kampta yaşadığımız akşamlardan bir tanesini anlatacağım.


Bu akşamların genelinde Burak Gezer akşam yemeklerimizi yapar ve Ali Şenel yemek sonrası için çayımızı demler. Murat Gezer ve ben genellikle bulaşık yıkarız ya da yemek için sofranın hazırlanmasına ve toplanmasına yardım ederiz. Burak Doğansoysal ise bu yemek hazırlıkları sırasında o gün boyunca çekilen görüntülerin aktarımını ve yedeklemesini yapar. Daha sonra hep birlikte ertesi günün ekipman hazırlığını yapar, çekim planlarını konuşuruz.


Bu kampları yaptığımız alanlar genellikle insan yoğunluğundan uzak bölgeler olduğu için kamp alanımızda bazen insanlardan çok fazla korkmayan hayvanların ziyaretlerine şahit olabiliyoruz.




Şimdi anlatacağım bu akşam her şey yine her zamanki gibi sıradandı. Akşam yemeğimizde köfte yedik. Köftenin kokusunun etkisiyle birkaç dakika sonra bazı ziyaretçilerin sesini duymaya başladık. Çakallar olduğumuz alanın etrafını tamamen sarmıştı ve bizim de kokumuzu aldıkları için tamamen yaklaşamamalarına rağmen ulumaları birkaç dakika devam etti ve bir süre sonra tamamen sustular. Ancak etrafta olduklarını hissediyorduk.

Yeterince ürkütücü görünen bu olayın gecenin tek olayı olmayacağını o dakikalarda bilmiyordum ve sustukları için mutlu olmuştum. Çaylarımızı da içtikten sonra yatmak için hazırlandık ve çadırlarımıza girdik.


Çadıra girip uzandıktan birkaç dakika sonra çadırımın etrafında ayak sesine benzer bir ses duymaya başladım. Sanki sürekli çadırın etrafında sürtünen ayak sesleri ve zaman zaman çadırıma çarpan bir şey vardı. Çadırımın etrafında bir şeyin dolaştığına emindim ama bunun ne olduğunu anlayamıyordum. Burak Doğansoysal’ın çadırı da çadırıma en yakın çadırdı ve ona seslendim. O da bana bir sıkıntı olmadığını muhtemelen kurbağaların çadırıma çarptığını ya da bok böceklerinin çadırımın etrafında bir yere yuva yapmaya başladıklarını söyledi. Bunları düşünerek rahatlamaya çalıştım ve tekrar uzandım ancak zaman zaman çadırıma çarpan bir canlı olduğu hissi bir türlü durmadı. Tekrar ışığımı açtım ve çadırın en ortasına oturdum. Bu şekilde yaklaşık beş dakika sessizce oturmama rağmen hala bir şey çadırımın etrafında dolanıyordu ve bu his beni çok fazla gerdi. Ayrıca kamp alanından ayrılmadığımız yedinci gün olduğu için kamp yorgunluğunun etkisiyle zihinsel olarak ayrı bir gerginliğim vardı. Bu şekilde geçen bir sürenin ardından tekrar kamp alanındakilere seslendim ve arabanın anahtarını istedim. Burak abi anahtarı almak için çadırdan çıkarken ışığımı sonuna kadar açmamı ve bastığım yere iyi bakmamı söyledi. O an bunu söylemesinin nedeninin etrafta bir şey olmadığını görerek rahatlamamı istemesi olarak algılamıştım. Anahtarı aldım arabaya girdim ve tüm camları kapatarak tamamen sessiz olan o ortamda bir saat kadar oturdum. Daha sonra rahatladım ve çadırıma geri dönerek güzelce uyudum.


Bunlar korkulması gerekmeyen gayet normal şeyler gibi görünüyor ancak sonra sabah Burak Doğansoysal’ın neden bana ışığımı sonuna kadar açarak yere dikkatli bakmamı söylediğini öğrendiğimde akşam yaşadığım korkunun az bile olduğunu anladım. Meğer o kadar saat boyunca çadırımın etrafında dolaşan şey bir yılanmış. Burak abinin çadırı hemen yanımdaki çadır olduğu için onun çadırına da gitmiş ve çadırının üzerinde saklanan sinek türü böcekleri avlamak için çadırının üzerine tırmanmaya çalıştığında Burak abi onu görmüş ve benim daha fazla korkmamam için bana söylememiş.


Yılan’ın bu davranışı gerçekleştirmesinin tek nedeni ise tamamen avlanmak için geliştirdiği bir davranış. Çadırımın altında ve etrafında ondan saklanmaya çalışan kurbağaları daha rahat avladığını farketmiş ve bunu kullanmış. Çadırımda hissettiğim çarpa hissi de ondan kaçmaya çalışan kurbağalar ve onun onları yakalamaya çalıştığı anlarda çarpmasıymış meğer.


Ve bu da bizim her kampta yaşadığımız sıradan akşamlardan bir tanesiymiş meğer.

211 views0 comments

Recent Posts

See All