• Murat Gezer

Yok Olan Bir Buzul

3937 metrelik zirvesiyle Anadolu’nun en yüksek 4. Zirvesi olan Kaçkar Dağları derin yarılmış vadileri ve buzulları ile oldukça görkemli manzaralar oluşturuyor. Karadeniz iklimi sayesinde sık sık sisler içinde kalan vadilerde çekim yapmak da bir hayli keyifli.

İlk kez 2014 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü eğitimi ile gittiğim Kaçkar Dağları harika doğası ve devasa vadi buzullarıyla beni çok etkilemişti. Sonrasında 2018, 2020 ve en son 2021 yılında belgesel çekimlerimiz için tekrar gitme fırsatım oldu. Ne yazık ki yıllar içinde buzuldaki küçülme gözle görülür derecede arttı. 2014 yılında gördüğümüz devasa çatlaklardan eser kalmamıştı.



Küresel iklim değişikliği günümüzde dünyayı tehdit eden önemli bir doğa olayı haline geldi. Bu olaydan en çok etkilenen bölgeler de aktif buzul bölgeleri. Aktif buzul bölgeleri iklim değişiklerine karşı çok hassas olduklarından ısınma boyutunu ortaya koymak için önemli araştırma alanları. Jeoloji mühendisliği okuduğum için 2020 yılında bitirme projemi de buzullar hakkında yapmaya karar vermiştim. Eski uydu ve uçak görüntülerinden aldığımız verilere göre durum benim son 7 yıldaki gözlemlerimden çok daha kötü. Buzulun 1989 yılında kapladığı alan 2020’de kapladığı alanın neredeyse iki katı. Hesaplayamadığımız hacimsel değişim ise bundan çok daha fazla.


2021 Eylül ayında Anadolu Kadim Doğa belgeselinin çekimleri için Karadeniz Bölgesi’nde dolgu görüntüleri ve timelapse çekimleri için yola çıktık. Kastamonu kıyılarından başladığımız seyahatin son durağı Kaçkar Dağları'ydı. Etraftaki diğer yaylalara ulaşma ve kamp rahatlığı açısından Yukarı Kavrun Yaylası’nda kamp kurmaya karar verdik. 3-4 gün burada çekim yaptıktan sonra buzulun altındaki Mezovit Yaylası’na kampımızı taşıyıp buzul çekimlerimizi yapmayı planlıyorduk. Ancak pillerimizi bir günde tüketip çekimi tamamlayacağımızı düşünerek günübirlik tırmanıp çekim yapmaya karar verdik.



Çekim ekipmanımızı akşamdan hazırlayıp sabaha karşı 3:30'da uyanıp 4 gibi Yukarı Kavrun Yaylası’ndan yürüyüşe başladık. Vadinin en güzel yanı patika boyunca ülkenin belki de en lezzetli sularından birine en fazla 50 metre uzaklıkta olmak. Gün boyu içmemiz gereken su bize ekstra ağırlık yapmazken güçlü akan su da harika manzaralar eşliğinde yürümemizi sağlıyor. 1-2 time-lapse molasından sonra yeşillerin aradındaki patika, volkanik kayaların içinden devam ediyor.


Vadinin sağında kalan hakim tepeye tırmanınca buradan buzullar, altımızda menderesli akan dere ve Öküzyatağı Gölü rahatlıkla görünüyordu. Vadi içerisinde kalan buzul, günün kısıtlı saatlerinde güneş alıyor. Buzulun üzerindeki kayalar daha hızlı ısındığı için çözünerek kontrolsüzce aşağı düşmeye başlıyor. Vadide yankılanan taş sesleri aşağıda çekim yaparken oldukça korkutucu olabiliyor. Güvenli bir tepedeyiz ancak yine de tedbiri elden bırakmıyoruz.


Dron ve kamera pillerimiz tükenene kadar çekim yaptıktan sonra akşamüstü Mezovit Yaylası kamp alanına indik. Burada bir kahve molası verdik. Farkına varmadan dönüşe geçme zamanı gelmişti. Patika oldukça bariz de olsa sisli havada karanlıkta yürümek istemiyorduk. Aşağıda yiyeceğimiz sütlacın hayalini kurarak dönüşe geçtik.


Her geldiğimde beni daha da büyüleyen buzullar yakın gelecekte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çekeceğimiz 1-2 buzul daha var. Bakalım belgeselin yayına gireceği tarihte durum ne olacak...


Kaynak: Murat Gezer - Bitirme projesi


10 views0 comments

Recent Posts

See All